Red Bull ve Ferrari’nin son senelerde gösterdikleri çabaya rağmen Mercedes, Formula 1’in turbo hibrit döneminde üretici olarak yenilmeme rekorunu sürdürüyor.

Art arda sekiz üreticiler şampiyonluğu başlı başına bir başarı olsa da, bu başarıyı daha da etkileyici yapan bir diğer şey, farklı teknik direktör kontrolünde şampiyonlukların gelmiş olması.

Paddy Lowe’un yerini 2017’de James Allison alırken, Allison geçen sene teknik direktörlük rolünü Mike Elliott’a teslim etti ve takım içerisinde oluşturulan yeni bir üst düzey grubun başına geçti.

2012’den itibaren Mercedes’in aerodinami bölümünün başında yer alan Elliott, 2017’de teknoloji direktörü olmuştu. Daha önce aldığı kritik görevler sayesinde Elliott, bu sayede Mercedes F1 takımındaki en üst görevlerden birisini almış oldu.

Elliott’un bu göreve yükselişi, Mercedes’in taban ve bargeboard kurallarıyla boğuştuğu ve aynı zamanda son dönemdeki en güçlü Red Bull’un olduğu seneye denk geldi.

Bu açıdan oldukça yoğun ve zaman zaman tartışmalı bir seneydi. Ancak sene boyunca Mercedes’in en iyi teknik beyinleri büyük ödüle odaklandılar ve W12’nin sezon sonuna kadar rekabetçi kalmasını sağladılar.

Dışarıdan bakıldığında pürüzsüz bir geçiş olmuş gibi görünse de, Elliott durumun tam olarak öyle olmadığını açıkladı.

Elliott, “Birkaç departmanı yönettiğim bir teknoloji direktörü olmaktan, tüm teknik gelişimi ve yarış takımını idare ettiğim teknik direktörlüğe geçiş yaptım.”

Red Bull ve Ferrari'nin son senelerde gösterdikleri çabaya rağmen Mercedes, Formula 1'in turbo hibrit döneminde üretici olarak yenilmeme rekorunu sürdürüyor.

“Etrafımda gerçekten iyi bir takıma sahip olduğum ve çalışanların hepsi çok deneyimli olduğu için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Onlara denk birisiyken teknik direktörlüğe geçiş yaptım ve bu garip bir geçiş çünkü bunlar şirkette birlikte büyüdüğüm insanlar ve aniden onların patronu oluyorsunuz.”

“Ama bence liderlik tarzım, birlikte çalıştığım insanlardan en iyi şekilde yararlanmaya çalışmak şeklinde. Yani en önde duran bir diktatör olmak şeklinde değil.”

“Bazen takımlara dışarıdan baktığınızda, teknik direktörün her bir karara dahil olan kişi olduğu ve her şeyi kontrol edenin onlar olduğu gibi bir imaj olduğunu düşünüyorum. Gerçek şu ki, birçok takımda bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Ve bu takımda kesinlikle böyle bir şey yok.”

“Benim işim, doğru insanları doğru yerlere yerleştirdiğimden emin olmak ve onlara işlerini yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları tüm araçları vermek. Yani bu anlamda, daha önce yaptığımdan çok farklı değil. Sadece pastadan daha büyük bir dilime sahibim.” dedi.

Elliott, kendisinin ayaklarının her zaman yere bastığını, 2021’de pist üstünde yaşanan iniş ve çıkışların kendileri için dışarıdan göründüğü kadar dramatik olmadığını söyledi.

Örnek olarak vermek gerekirse, geçen sezon öncesinde gerçekleştirilen testlerde birçoğu Mercedes’i silip atsa da, takım asla durumun çok kötü olduğunu düşünmemiş.

Elliott, “Dürüst olmak gerekirse, derecelerin gösterdiği kadar geride olduğumuzu düşünmedim. Kış testlerinde, kimin hangi yakıt seviyesinde çalıştığını veya hangi programlar üzerinde çalıştırdığını bilmiyorsunuz.”

“Geçen yıl, aracımızın bir felaket olduğu bir kriz yaşadığımızı ve çözmemiz gereken büyük sorunlar olduğunu düşünmüyorum.”

“Lastikleri anlamak, aracınız için en uygun ayarın ne olduğunu bulmak ve biraz daha fazla nasıl zorlayabiliriz diye düşündüğümüz olağan şeylerdi. Dürüst olmak gerekirse, tüm sezon biraz böyle geçti. Biliyorsunuz işte, ilerlerken size küçük kazançlar getirmeye devam edecek o küçük ekstra güncellemeleri nasıl bulabileceğiniz üzerinde çalışıyorsunuz.”

“Diğer araçların ne yaptığını, aerodinamik gelişimlerinin nasıl olduğunu ve neler bulduklarını bilmek zor. Ancak, düzenleme değişiklikleri devreye girdikten sonra, gerçekten dik bir gelişim eğrisine sahip olduğumuzu gördük. Bu, aracınız gerçekten dengesiz olduğunda beklediğiniz türden bir şey.”

“Daha büyük sorunumuz, geliştirme çalışmalarının oldukça hızlı bir şekilde düzleşmesiydi. Ve bilmediğimiz şey, rakiplerimizin daha az etkilenip etkilenmedikleri ve gelişim eğimlerinin bizimkinden biraz daha ileride olup olmadığıydı.” dedi.

Araç için ince ayar yapma ve mükemmel ayar penceresini bulma ihtiyacı, Lewis Hamilton’dan W12’nin doğru ayarları bulmaya geldiğinde biraz ‘canavar bir diva’ olduğu yönündeki yorumlar gelmesine neden oldu. Bu ifade daha önce 2019 aracı için de kullanılmıştı.

Ancak bu, Elliott’un tamamen katılmadığı bir algı – çünkü o, bunun daha çok rakiplerinin ne kadar kovaladığına bağlı olduğunu düşünüyor.

Elliott, “2019’da kesinlikle bıçak sırtında olan bir aracımız vardı. Onu ayarlamak gerçekten zordu.”

“Ancak 2021’de araçta yaşadığımız sorun, asla 2019’daki kadar büyük değildi.”

“Asıl sorun, genel performans farkının çok daha az olmasıydı. Bunun sonucunda bulacağınız birkaç salise sizi öne taşıyabiliyor ya da geride kalmanıza neden oluyordu.”

“Geçtiğimiz senelerde 0.3 – 0.4 sn daha hızlı bir araca sahiptik. Bazen daha çok oluyordu, bazen daha az. Bazı pistlere gittiğimizde, aracı çok iyi ayarlayamasak bile sorun olmuyordu. Bu sefer ise diğerleriyle fark o kadar büyük değildi.”

“Bu sefer, uzun yıllardır yaşadığımız en büyük mücadele vardı.” dedi.

2021’deki eşsiz durumlardan birisi, tüm takımların mevcut aracı geliştirmeye devam ederken aynı zamanda 2022’deki yepyeni aracı geliştirmeye odaklanmak zorunda kalmasıydı.

Mercedes’in üreticiler şampiyonluğunu kazanıp, Lewis Hamilton’ın pilotlar şampiyonluğunu kazanmasını sadece bir turla kaçırmasına bakınca bu durumu iyi dengelediğini düşünebilirsiniz.

Ancak Elliott, Mercedes gibi bir takım için bu konuda verilen kararların zorlu olduğunu kabul etti.

Elliott, “Tüm takımlar için esas zorluk, içerisinde bulunduğumuz kurallardı. O kadar uzun süredir uyulan kurallar olduğu için, nispeten küçük kazanımlar elde ediyorsunuz.”

“0.1 ya da 0.2 sn’yi bulabilmek için rüzgar tünelinde çok fazla çaba sergiliyorsunuz. Diğer taraftan 2022 aracında bulabileceğiniz kazanç ise oldukça büyüktü.”

“Bu, tüm çabanızı 2021’e harcarsanız 2022’de büyük sorun yaşayacağınız manasına denk geliyordu. Bu yüzden dengelemek gerçekten zordu.”

“Gridde gerilerde mücadele eden bir takım olunca, tüm çabayı gelecek seneye harcamak bize göre biraz daha kolay olurdu.”

“Bir diğer sorun ise çevremizde bulunan takımların performansları, aero testi kısıtlamaları gibi durumlarla da baş etmemiz gerekiyordu. Kısıtlamalar nedeniyle öndeki takımların daha az rüzgar tüneli testi yapmasına izin veriliyor. Bu da sizi gerçekten zor kararlar verme konusunda zorluyor.” dedi.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bütçe sınırıydı. Bütçe sınırının etkisi, personel seviyelerinin düşürülmesi gerektiği için şimdiden fabrikalara yansımış olsa da Elliot, şu anki 140 milyon dolarlık harcama sınırının gerçek etkisinin 2022’de otomobil geliştirme çalışmalarında görüleceğini düşünüyor.

Elliott, “Bunun etkisi gelecekteki araçlarda görülecek. Şu ana kadar etkisinin olmadığını söylemiyorum. Etkisi oldu.”

“Bu konuda dikkatli olmanız gerekiyor. Yaptığınız araştırma ya da araca getireceğiniz parça, yaptığınız harcamaya değiyor mu? Ancak mühendisler için bu tür değerlendirme her zaman vardı.”

“Geçmişte aerodinamik performansla mekanik performans ya da genel aerodinamik ve mekanik performansla kütle kıyaslanırdı. Bu maliyet denklemi geçmişte bile vardı çünkü açıkçası aptalca olan şeyleri küçük bir getiri karşılığında yapmazdınız. Şimdi ise denge biraz değişti.”

“Ancak etkisinin devasa olduğunu düşünmüyorum. Bunun etkisini daha çok gelecek sezon ve gelecek sezonki araç gelişiminde göreceğiz.” dedi.

F1’in yeni dönemi beraberinde bazı benzersiz ve yeni zorluklar getirebilir. Yeni görevinde nispeten yeni olmasına rağmen, Elliott’ın ekibi geçmişte olduğu gibi aynı başarıları elde etmeye odaklanmış durumda.

Daha fazla haber ve bilgi için facebook sayfamızı veya web sitemizi takip edebilirsiniz.