Mars, uzay çalışmalarında üzerinde en fazla çalışılan gezegen. Peki Kızıl Gezegen’i bu kadar önemli yapan ne, üzerinde yaşam ne kadar mümkün ve bu zamana kadar hangi bilgiler elde edildi? Cevaplar haberimizde.

Adını Roma savaş tanrısından alan ve kırmızımsı rengiyle gece gökyüzünde parlayan bir yıldız…

Diğerlerinden farklıydı ve hiçbir özelliği gökyüzündeki diğer kardeşlerine benzemiyordu.

1800’lü yıllarda teleskopların da gelişmesiyle Mars yüzeyinde ilgi çekici yüzey şekilleri tespit edildi. Hatta bu şekillerin bir Mars uygarlığına ait olduğu düşünüldü.

Ancak bu uzun zaman önceydi.

Şimdi, Mars’ta hiçbir yapay yapı olmadığını biliyoruz. Ancak bugün gördüğümüz kuru, zehirli gezegenin, bir zamanlar Dünya kadar yaşanabilir olabileceğini de öğrendik.

1960’lardan beri bilim insanları Mars’ı izlerken hem bir gezegenin nasıl büyüyüp evrimleştiğini hem de Mars’ın gizemli geçmişini ve potansiyelini çözmeye başladı.

Peki Mars’ı bu kadar özel yapan neydi?

Şimdi gelin Kızıl Gezegen’e yakından bakalım ve Dünya ile karşılaştıralım.

Mars ve Dünya

Mars, Dünya’nın ardından Güneş’e en yakın dördüncü gezegen. Bu mesafe onun Dünya gibi uygun ısı derecelerinde olmasını sağlıyor. Güneş’e 230 milyon kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Dünya’nın yaklaşık yarısı büyüklüğünde. Dünya’nın çapı 12 bin 742 kilometre. Mars’ın çapı ise 6 bin 779 kilometre.

Dünya’da bir gün 24 saat iken, Mars’ta bir gün 24 saat 39 dakika. Bu iki gezegen arasındaki en benzer noktalardan biri.

Dünya’da en düşük sıcaklık eksi 88 derece en yüksek sıcaklık 58 derece. Mars’ta en düşük sıcaklık eksi 140, en yüksek sıcaklık ise 30 derece.

Dünya’nın atmosferi yüzde 78’i nitrojen, yüzde 21’i oksijen ve yüzde 1’i diğer gazlardan oluşuyor. Mars’ın atmosferi ise yüzde 96 karbondioksit, yüzde 4 diğer gazlardan oluşuyor.

Fotoğraf: Getty

Neden diğer gezegenler değil de Mars?

Dünya’ya yakın yörüngelerdeki diğer iki gök cismi Ay ve Venüs.

Dünya Ay’dan 384 bin 403 kilometre uzaklıkta. Kozmik evrende bu mesafe adeta evin kapısından çıkıp bahçeye girmek gibi. Bu yakınlık da Ay’ın keşfinde büyük avantaj sağladı. Hatta ayak basıldı.

Venüs, Dünya’ya en yakın konumundayken aradaki mesafe 38 milyon kilometreye kadar düşüyor. Mars ise en yakın konumunda 54.6 milyon kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Ay’da çok daha az hayati kaynak var ve bir Ay günü bir ay sürüyor. Ayrıca radyasyona karşı bariyer oluşturacak bir atmosfere de sahip değil.

Venüs’te ortalama sıcaklık 400 derecenin üzerinde ve barometrik basınç Dünya’nın altında 900 metre. Ayrıca 120 gün süren geceleri de var.

İnsanların teknoloji yardımı olmadan Mars’ta yaşaması imkansız. Ancak Venüs’e kıyasla, Mars cennet sayılabilir.

Fotoğraf: Getty

Mars ne kadar yaşanabilir bir gezegen?

Mars, Dünya’dan sonra güneş sistemimizdeki en yaşanabilir gezegen. Bunun birkaç nedeni var.

Toprağı çıkarılacak su içeriyor. Çok soğuk ya da çok sıcak değil.

Güneş panellerini kullanmak için yeterli güneş ışığı var.

Mars’taki yerçekimi Dünyamızın yüzde 38’i kadar. Bilim insanlarına göre bu oran insan vücudunun uyum sağlaması için yeterli.

İnce de olsa kozmik ışınlardan ve Güneş radyasyonundan koruma sağlayan bir atmosfere sahip.

Gündüz ve gece ritmi, Dünya’dakine çok benziyor: Mars günü 24 saat, 39 dakika ve 35 saniye.

Fotoğraf: Getty

Şimdiye kadar Mars’ın geçmişi ve bugünü hakkında neler öğrendik?

Bilim insanlarının çalışmaları ve Mars’a gönderilen robotik gezicilerin verileri, Kızıl Gezegen’de bir dönem rüzgarın estiğine ve suların yüzeyde aktığına dair net kanıtlar ortaya koydu.

Geçmişte atmosfer daha kalındı ve suyun gezegenin yüzeyinde kalmasına imkan sağlıyordu.

Mevsimler ise, toz fırtınalarının yer almadığı, Dünya mevsimlerine daha yakındı.

2015 yılında NASA bilim adamları, Mars’ın yüzeyinde akan tuzlu su akışlarına dair kanıt bulduklarını düşündüler. Ancak, 2017’deki bir başka NASA çalışması , akışların büyük olasılıkla kum ve toz taneleri olduğu sonucuna vardı.

2018’de, NASA’nın Curiosity gezgini Mars’ta organik madde buldu. Bu, yaşamın yapı taşlarının bir zamanlar Mars’ta var olduğuna dair elde edilen en büyük kanıtlardan biri olarak kabul edildi.

Hemen ardından Mars’ın güney kutup buz örtüsünün altında küçük bir sıvı su gölü tespit edildi ve 2019’da Curiosity gezgini, Mars’ın Gale Kraterindeki yüzeyde bir zamanlar eski tuzlu göllerin bulunduğuna dair kanıt buldu.

Fotoğraf: Getty

Mars görevleri

İnsanlar, 1960 yılından beri Mars’ı robotik araçlarla keşfetmeye başladı. O zamandan beri 7 ülke ( ABD, Rusya, Çin, Japonya, İngiltere, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri) ve Avrupa Birliği ortak misyonları, Kızıl Gezegen için 49 misyon denedi.

Bu misyonlar; gezegenin etrafında uçmak, Mars yüzeyine inmek ve yüzde hareket etmek gibi farklı görevler içerdi.

Ancak inişlerin sadece yüzde 40’ı başarıya ulaştı.

Başarıya ulaşan son görev ise geçtiğimiz hafta Mars’a inen Perseverance aracı oldu. Araç 18 Şubat 2020’de yüzeye inerek Mars’tan ilk fotoğrafları paylaştı.

Perseverance'den ilk Mars görseli (Fotoğraf: NASA)

Perseverance gezgini Kızıl Gezegen’in geçmişini araştırarak bu dönemlerin izlerine ulaşmaya çalışacak.

Özellikle su içinde oluşan veya su tarafından değiştirilmiş kayaların karbon bazlı kimyasal yapı taşları olan organik moleküller içerip içermediğine bakılacak.

Ayrıca gelecekteki insan misyonlarını desteklemek için Mars’ın karbondioksit atmosferinden oksijen üretme yeteneği test edilecek.

Perseverance’e, Mars’ta eşlik edecek bir de takım arkadaşı var. Ingenuity helikopteri, Mars’ta uçmayı deneyecek ve keşif yapacak.

Helikopterlerin ayrıca, sarp tepeler veya kraterler gibi gezgin robotların erişemediği tehlikeli araziler üzerinde uçabilme avantajı olacak.

Fotoğraf: NASA

Mars’ta devam eden diğer misyonlar

26 Kasım 2018’de göreve başlayan Insgiht gezegenin derinliklerine inerek gezegeni şekillendiren kayalıkların oluşum sürecini inceliyor.

Fotoğraf: NASA

21 Eylül 2014’te inen MAVEN, Kızıl Gezegenin atmosferi, iklim geçmişi ve potansiyel yaşanabilirlik hakkında bilgi topluyor.

Fotoğraf: NASA

10 Mart 2006’da inen Mars Reconnaissance Orbiter, şimdiye kadarki en güçlü teleskopik kamerayla eşsiz görüntüler çekiyor ve veri topluyor.

Fotoğraf: NASA

6 Ağustos 2012’de inen Curiosity Mars’ın küçük yaşam formlarını destekleyebilecek bir ortama sahip olup olmadığını değerlendiriyor. Başka bir deyişle, misyonu gezegenin “yaşanabilirliğini” belirlemek.

Fotoğraf: NASA

NASA, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve İtalyan Uzay Ajansı tarafından 2 Haziran 2003’te gönderilen Mars Express, Mars’ın atmosferini ve yüzeyini kutup yörüngesinden keşfediyor.

Fotoğraf: ESA

24 Ekim 2001’de Mars’a giden Mars Odyssey, gezegen yüzeyinin bileşimini belirleme, suyu ve buzu tespit etme ve radyasyon ortamını inceleme görevlerine devam ediyor.