Umman’ın batısında, Suudi Arabistan’ın güneyinde ve Kızıldeniz ile Umman Denizi’ne kıyısı olan Yemen, bir Orta Doğu ülkesidir. 30 milyonluk nüfusuyla; petrol, balık, kömür ve verimli arazileriyle; tarihi ve doğal güzellikleriyle Yemen, yıllara meydan okumuş ancak UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kültürel hazineleriyle ülkede yaşanan savaş ve siyasi karmaşanın sonucu olarak geçtiğimiz son beş yıl boyunca ciddi bir tehditle karşı karşıyaydı: Yok olmak!

Şimdilerde Yemende’ki iç savaşın 6. yılında halen daha toz ve küle dönüşmesi an meselesi olan tarihi eserler güzelliği ve savunmasızlığıyla gözümüzün içine bakıyor.

Onlar İnsanlık Mirasları

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve Yemen’in başkenti Sana’a şehrindeki Yemen Kapısı ile başlayacak olursak eğer, yüksekliği 6 ila 9 metreyi bulan surlar Yemen şehrini köşe bucak çevrelemektedir. 1962 yılındaki Mütevekkili Krallığı’na karşı yapılan devrim sonrası Özgürlük Kapısı diye anılan miras, Yemen denilince akla ilk gelen değerlerden bir tanesidir.

Unesco Dünya Mirası’nda yer alan tarihi yapıları ile kent, manevi bir mozaiğin müzesi olmuştur. 2004 yılında Arap Kültür Başkenti olarak ilan edilen şehrin en göze çarpan yapılarından bir diğeri ise 18. yüzyılın başlarında inşa edilmiş Dar-ül Hacer Sarayıdır. 1700’lü yıllarda Yemen Kralı İmam Mansur, kendisine yazlık bir saray yapılması emrini veriyor ve buyruğu üzerine veziri Ali Bin Salih el Amari, kralın yazlığını kayaların üzerine inşa ettiriyor. O günden bugüne Yemen’in sembollerinden biri olarak görülen Dar-ül Hacer Sarayı aynı zamanda ‘Taş Ev’ anlamına da gelmekteydi.

Birleşmiş Milletler tarafından 1984’te Dünya Miras Listesi’ne alınan Eski Kent, surları içinde gökyüzüne doğru yükselen kalevari görünümlü dünyanın ilk gökdelenleri Yemen’in bir diğer kültürel istasyonlarından biridir. Yemen’in imzası olan kerpiçten gökdelenler; dümdüz yükselen duvarlar, düz çatılar ve küçük pencereleriyle kale görünümlerini tamamlıyorlar ancak bilindiği üzere kalelerin kasvetli bir havasının olmasının aksine Yemen’deki bu binaların dış cephesi geometrik desenlerle süslenerek yapılara bohemik bir tarz eklenmiş oluyor.

Yemen’in insanlık mirasında yer alan İslam’ın ilk camilerinden olan, Veber bin Yuhennes el-Huzaai tarafından yapılan ve kıblesi Hz. Muhammed tarafından tayin edilmiş Cami’ül Kebir; Hristiyanlığı yaymak amacıyla Habeşistan Valisi Ebrehe’nin San’a gelip yaptırdığı ancak günümüzde harabeye dönmüş bir avlu olan Ebrehe Kilisesinin Bulunduğu Yer; Osmanlı kışlaları, askeri karargahları ve hamamları savaşın pençesindeki Yemen’in zamana ve şiddete karşı bir başına ayakta tutmaya çalıştığı yegane dünya miraslarından sadece birkaçıdır.