Özellikle reklam, pazarlama gibi sektörlerde çalışanların bildiği gerçek bir deney üzerine hikayeleştirilmiş Yüzüncü Maymun Fenomeni’nin hikayesini anlattık.

Tüm dünya içindeki canlı veya cansız elemanlarıyla bir değişim halinde. Daha büyük ölçekte evrenin kendisinde de bu değişimi gözlemleyebiliyoruz. Bu açıdan baktığımızda değişimin kaçınılmazlığını görebiliyoruz. Değişim kişisel bazda sağlanacağı gibi toplumsal olarak da gerçekleştirilebilir. Bunun için karşımıza “kritik kütle” dediğimiz bir eşik çıkıyor. Her değişimin kritik kütlesi vardır ve bunun üzerinden toplumsal düşünceleri ve eylemleri değiştirmek mümkün. 

Bugün sizlere pazarlamacıların da üzerinde durduğu kritik kütleyi daha iyi anlamanızı sağlayacak “Yüzüncü Maymun Fenomeni”nden bahsedeceğiz. Kritik kütleyi anlamamızı sağlamak için 1952 yılında başlayıp 30 yıldan fazla süre devam eden bir deney üzerinden türeyen bu fenomen, bizlere toplumsal önyargıların nasıl aşılacağını da gösteriyor. Hadi gelin o zaman Pasifik Okyanusu’nda yer alan Japonya’nın Koshima adasındaki deneyin hikayesini yakından tanıyalım.

Yüzüncü Maymun Fenomeni’nin hikayesi

Yüzüncü maymun

Ken Keyes Jr. tarafından kaleme alınmış gerçek bir deneyden hikayeleştirilmiş olan Yüzüncü Maymun Fenomeni, Japonya’nın Koshima adasındaki Macaca Fuscata türü maymunları üzerinde gerçekleştiriliyor. 30 yıldan fazla süre devam eden deneyde maymunların alışkanlıkları araştırılmış. 

Yeme alışkanlıkları ve davranışları ile insan türüne en çok benzeyen hayvan türü olan maymunlar, bu sebeple toplumsal deneylerde sık sık kullanılıyor. Ken Keyes Jr.’ın kitabına göre Yüzüncü Maymun Deney’i, 1952 yılında maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakılmasıyla başlıyor. Patatesin tadını çok seven maymunlar, karşılaştıkları bu besinin kumla kaplı olmasını ise sevmiyorlar. Patatesleri çok sevdikleri için kumlu bir şekilde de olsa yemeğe başlayan maymunlar, patatesleri bir süre böyle yemeye devam ediyorlar.

İmo

Bir gün, henüz daha sadece 18 aylık olan İmo isimli bir maymun, kumla kaplı olan patatesleri bir su birikintisine sokup yıkayıp o şekilde yiyor. İmo’nun yaptığı bu şeyi ilk önce kendi annesi öğreniyor. İlk aşamada İmo ve aile bireylerinin öğrendiği bu yıkama taktiği yaklaşık 6 sene içerisinde diğer maymunlara da yayılıyor. Bazı maymunlar ise bu yeniliğe karşı kumlu patates yemeğe devam ediyor. Genelde daha yetişkin ve çocuğu olmayan bu maymunlar, kendilerinden hem yaşça hem de sosyal statü olarak küçük maymunlardan bir şey öğrenmeğe yanaşmıyor. 

Zaman 1958’in sonbaharını gösterdiğinde Koshima’daki maymunların 100 tanesinden 99 tanesi patatesleri yıkayarak yemeğe başlıyor. (Buradaki 99 ve 100 sayısı varsayım olarak alınıyor. Deneyin daha kolay anlaşılabilir olması için yer alıyor.) Yüzüncü maymunun da patatesi yıkayarak yemeğe başlamasının ardından son derece şaşırtıcı şeyler yaşanmaya başlıyor. Yüzüncü maymunun da patatesi yıkayarak yemeğe başladığı akşam adada bulunan diğer tüm maymunlar patatesleri yıkayarak yemeğe başlıyor. Bu noktada yüzüncü maymunun patatesi yıkayarak yemesi kritik kütleyi oluşturuyor ve eşik aşılmış oluyor. 

Yüzüncü Maymun deneyi

Deneyin en şaşırtıcı noktası burası değil. Koshima adasındaki maymunların patatesleri yıkayarak yemeye başlamasının ardından bu adayla ve içindeki maymunlarla hiçbir alakası olmayan başka adalardaki maymunlar da aynı anda patatesleri yıkayarak yemeye başlıyorlar. “Yüzüncü Maymun Fenomeni” Olarak dile getirilen bu deney, Duke Üniversitesi’nden Doktor J.B.Rhine tarafından farklı koşullarda tekrarlanıyor ve her seferinde benzer sonuçlarla karşılaşılıyor.

Yüzüncü Maymun Fenomeni gerçek mi?

Yüzüncü Maymun Fenomeni üzerine biraz araştırma yaptığımızda gerçekten böyle bir deney yapıldığını, ancak tam olarak hikayedeki gibi olmadığını görüyoruz. Hikayede gördüğümüz deney gerçeğine göre efsaneleştirilmiş görünüyor.

Yüzüncü maymun

Bu aşamada baktığımızda hikayeyle deney raporunun eşleştiği yerler olduğunu görüyoruz, ancak tüm maymunların bir anda patatesi yıkadığı ve diğer adalardaki maymunların bir anda bu eyleme başlaması gibi durumlar hikayenin efsaneleştirilmiş kısımları oluyorlar.

Yüzüncü Maymun Fenomen’i bize ne anlatıyor?

Varsayımsal bir olgu olan bu fenomen, belirli bir “farkındalık” kritik kütleye ulaştığında, bu yeni farkındalığın zihinden zihne iletilebileceğini gösteriyor. 1 milyon insan o fikre inanıyor olsa dahi tam bir farkındalık yakalanamamış olunabilir, ancak 1 milyon + 1 olduğunda kritik kütleye ulaşılıp morfogenetik bir alan sağlanabilir.

Daha fazla haber ve bilgi için facebook sayfamızı veya web sitemizi takip edebilirsiniz.